MMO_Haberci
Yeni Uye
Terry Gilliam’ın 1981 yapımı fantastik kült klasiği Time Bandits. Brazil ve The Adventures of Baron Munchausen ile tamamlanacak olan Gilliam’ın meşhur “Düşler Üçlemesi”nin bu ilk halkası, görünürde bir çocuk macerası gibi dursa da altını kazıdığınızda sizi insan doğasına, teknolojiye ve otoriteye dair kapkaranlık bir mizahla baş başa bırakıyor bizim geek eserlerimizdeki gibi.

Hikâyemiz, ebeveynleri televizyon reklamlarının ve tüketim kültürünün esiri olmuş, tarihe meraklı küçük Kevin’ın yatak odasındaki duvardan altı cücenin fırlamasıyla başlıyor. Kendilerini Yüce Varlık’ın (Supreme Being) eski çalışanları olarak tanıtan bu grup, evren yaratılırken aceleye getirilen ve arkada bırakılan “zaman deliklerini” gösteren haritayı çalmışlardır. Amaçları bellidir: Tarihin farklı dönemlerine sıçrayıp buldukları zenginlikleri yağmalamak.
Gilliam, bizi Napolyon’un küçük boy takıntısından Robin Hood’un (John Cleese) samimiyetsiz, burjuva tarzı nezaketine; Agamemnon’un (Sean Connery) Antik Yunan’daki babacan krallığından Titanik’in batan güvertesine kadar sürreal bir tarih yolculuğuna çıkarır. Ancak bu kaçış sadece zamansal değil; Kevin için aynı zamanda modern dünyanın yüzeyselliğinden ve ilgisiz ebeveynlerinden kaçıştır.
Time Bandits’in en büyüleyici yanı, Gilliam’ın o dönem yaratmayı başardığı görsel dil. Yeşil perde veya dijital cilaların olmadığı yıllarda; gerçek çamur, el yapımı kostümler, devasa maketler ve geniş açı lensler sayesinde filmin dokusunu adeta hissediyorsunuz. Kamera açılarının sürekli aşağıdan (yani bir çocuğun veya bir cücenin göz hizasından) ayarlanmış olması, dünyayı devasa, karmaşık ve tehditkâr kılma konusunda muazzam bir iş çıkarıyor.
Filmin kötü adamı “Kötülük” (David Warner) ise bilgisayarlar, kilitli kapılar ve teknolojik cihazlarla çevrili bir kalede oturur. Gilliam daha 1981’de, soğuk teknolojinin ve bürokrasinin insani hisleri nasıl yok ettiğini, “Kötülük” figürünün bilgisayarlara olan hayranlığı üzerinden muazzam bir şekilde hicveder.

Time Bandits’i sıradan bir fantastik film olmaktan çıkarıp bir başyapıta dönüştüren şey hiç şüphesiz meşhur finalidir.
Yüce Varlık’ın (şapkalı, tipik bir İngiliz bürokratı kılığında) gelip Kötülük’ü bir kömür parçasına çevirmesinin ardından Kevin odasında uyanır. Evi yanmaktadır. İtfaiyecilerin arasında Agamemnon’un yüzünü görürüz. Ancak trajedi ve absürdizm tam bu noktada birleşir: Kevin’ın anne ve babası, fırının içinde kalan kömürleşmiş “Kötülük” parçasına dokunurlar ve patlayarak yok olurlar. Yüce Varlık haritasını toplayıp gider, Kevin ise elindeki polaroid fotoğraflarla tek başına kalır.
Bu final, Hollywood’un “mutlu son” dayatmalarına atılmış muazzam bir tokat gibidir. Tanrı’nın kibri, ebeveynlerin ilgisizliği ve evrenin rastlantısallığı karşısında küçük bir çocuğun yapayalnız kalması, Gilliam sinemasının ne kadar trajikomik ve acımasız olabileceğinin kanıtıdır.
Time Bandits, Monty Python usulü mizahı fantastik sinemanın karanlık dokusuyla harmanlayan, zamanına göre inanılmaz derecede cesur bir yapım. Yaratıcının bile hata yapabileceği, yetişkinlerin sığ ve aptalca davrandığı, kahramanların mükemmel olmadığı bu dünya; fantastik sinemanın cilalı ve steril masallardan ibaret olmadığını kanıtlıyor.
Eğer retro atmosferleri, pratik efektlerin o samimi büyüsünü ve sonu tahmin edilemeyen tekinsiz hikâyeleri seviyorsanız, Time Bandits zaman aşımına uğramayan bir film.
Time Bandits İncelemesi: Zamanın Deliklerinden Sızan Çılgınlık: ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.

Bir Çocuk, Altı Cüce ve Yaratıcı’nın Aceleye Getirilmiş Evreni
Hikâyemiz, ebeveynleri televizyon reklamlarının ve tüketim kültürünün esiri olmuş, tarihe meraklı küçük Kevin’ın yatak odasındaki duvardan altı cücenin fırlamasıyla başlıyor. Kendilerini Yüce Varlık’ın (Supreme Being) eski çalışanları olarak tanıtan bu grup, evren yaratılırken aceleye getirilen ve arkada bırakılan “zaman deliklerini” gösteren haritayı çalmışlardır. Amaçları bellidir: Tarihin farklı dönemlerine sıçrayıp buldukları zenginlikleri yağmalamak.
Gilliam, bizi Napolyon’un küçük boy takıntısından Robin Hood’un (John Cleese) samimiyetsiz, burjuva tarzı nezaketine; Agamemnon’un (Sean Connery) Antik Yunan’daki babacan krallığından Titanik’in batan güvertesine kadar sürreal bir tarih yolculuğuna çıkarır. Ancak bu kaçış sadece zamansal değil; Kevin için aynı zamanda modern dünyanın yüzeyselliğinden ve ilgisiz ebeveynlerinden kaçıştır.
Gilliam Tasarımı
Time Bandits’in en büyüleyici yanı, Gilliam’ın o dönem yaratmayı başardığı görsel dil. Yeşil perde veya dijital cilaların olmadığı yıllarda; gerçek çamur, el yapımı kostümler, devasa maketler ve geniş açı lensler sayesinde filmin dokusunu adeta hissediyorsunuz. Kamera açılarının sürekli aşağıdan (yani bir çocuğun veya bir cücenin göz hizasından) ayarlanmış olması, dünyayı devasa, karmaşık ve tehditkâr kılma konusunda muazzam bir iş çıkarıyor.
Filmin kötü adamı “Kötülük” (David Warner) ise bilgisayarlar, kilitli kapılar ve teknolojik cihazlarla çevrili bir kalede oturur. Gilliam daha 1981’de, soğuk teknolojinin ve bürokrasinin insani hisleri nasıl yok ettiğini, “Kötülük” figürünün bilgisayarlara olan hayranlığı üzerinden muazzam bir şekilde hicveder.

Time Bandits’i sıradan bir fantastik film olmaktan çıkarıp bir başyapıta dönüştüren şey hiç şüphesiz meşhur finalidir.
Yüce Varlık’ın (şapkalı, tipik bir İngiliz bürokratı kılığında) gelip Kötülük’ü bir kömür parçasına çevirmesinin ardından Kevin odasında uyanır. Evi yanmaktadır. İtfaiyecilerin arasında Agamemnon’un yüzünü görürüz. Ancak trajedi ve absürdizm tam bu noktada birleşir: Kevin’ın anne ve babası, fırının içinde kalan kömürleşmiş “Kötülük” parçasına dokunurlar ve patlayarak yok olurlar. Yüce Varlık haritasını toplayıp gider, Kevin ise elindeki polaroid fotoğraflarla tek başına kalır.
Bu final, Hollywood’un “mutlu son” dayatmalarına atılmış muazzam bir tokat gibidir. Tanrı’nın kibri, ebeveynlerin ilgisizliği ve evrenin rastlantısallığı karşısında küçük bir çocuğun yapayalnız kalması, Gilliam sinemasının ne kadar trajikomik ve acımasız olabileceğinin kanıtıdır.
Son Söz
Time Bandits, Monty Python usulü mizahı fantastik sinemanın karanlık dokusuyla harmanlayan, zamanına göre inanılmaz derecede cesur bir yapım. Yaratıcının bile hata yapabileceği, yetişkinlerin sığ ve aptalca davrandığı, kahramanların mükemmel olmadığı bu dünya; fantastik sinemanın cilalı ve steril masallardan ibaret olmadığını kanıtlıyor.
Eğer retro atmosferleri, pratik efektlerin o samimi büyüsünü ve sonu tahmin edilemeyen tekinsiz hikâyeleri seviyorsanız, Time Bandits zaman aşımına uğramayan bir film.
Time Bandits İncelemesi: Zamanın Deliklerinden Sızan Çılgınlık: ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.