MMO_Haberci
Yeni Uye
John Carpenter adı geçince akla gelen ikonik gerilim ve sarsıcı atmosfer, 1980 yapımı The Fog (Sis) söz konusu olduğunda ne yazık ki beklentinin altında kalıyor. Halloween ile korku sinemasına damga vuran yönetmen, bu kez intikamcı korsan hayaletler ve tekinsiz bir kasaba hikayesiyle karşımıza çıksa da ortaya çıkan sonuç dönemi için bile oldukça hantal bir B-movie denemesi.

Filmin hakkını teslim etmek gereken tek bir nokta varsa, o da Carpenter’ın kendi imzasını taşıyan ikonik synth müzikleri. Radyo sunucusu Stevie Wayne’in deniz fenerindeki yalnızlığı ve sisin kasabaya çöküşü gibi sahnelerde müzik atmosferi tek başına sırtlamaya çalışıyor. Ancak ne yazık ki iyi bir müzik ve biraz yapay sis efekti, tek başına etkileyici bir korku filmi yaratmaya yetmiyor.
Filmin en büyük problemi ritim duygusu. The Fog, gerilimi tırmandırmakta son derece isteksiz davranıyor. Sisin içinden beliren gözleri parlayan korsanlar ve kancalı hayaletler, ilk birkaç sahnede tekinsiz dursa da bir noktadan sonra tekrara düşüyor. Korkutmaktan ziyade dönemin ucuz televizyon filmleri havasını veren bu pratik efektler ve yaratık tasarımları, zamana yenik düşmekten kaçamamış.

Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve Hal Holbrook gibi dönemi için oldukça cazip bir oyuncu kadrosuna sahip olmasına rağmen film, karakterlerine bağlanmamıza hiçbir şekilde izin vermiyor. Ortada izleyicinin empati kuracağı ya da akıbetini merak edeceği bir figür yok. Herkes sadece sisin gelmesini ve gitmesini bekleyen birer piyon gibi hareket ediyor. Bu da filmin zaten zayıf olan dramatik yapısını iyice koparıyor.

The Fog, Carpenter filmografisinin ve 80’ler korku sinemasının “kült” etiketli işlerinden biri sayılsa da günümüzden bakıldığında akmayan temposu, yüzeysel karakterleri ve ucuz kalan korku unsurlarıyla sınıfta kalıyor. Yönetmenin diğer başyapıtlarının yanında sadece nostaljik bir sis bulutundan ibaret.
The Fog (1980): Yoğun Sis, Zayıf Gerilim ve Sadece John Carpenter ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.

Müzikler Var, Tempo Yok
Filmin hakkını teslim etmek gereken tek bir nokta varsa, o da Carpenter’ın kendi imzasını taşıyan ikonik synth müzikleri. Radyo sunucusu Stevie Wayne’in deniz fenerindeki yalnızlığı ve sisin kasabaya çöküşü gibi sahnelerde müzik atmosferi tek başına sırtlamaya çalışıyor. Ancak ne yazık ki iyi bir müzik ve biraz yapay sis efekti, tek başına etkileyici bir korku filmi yaratmaya yetmiyor.
Filmin en büyük problemi ritim duygusu. The Fog, gerilimi tırmandırmakta son derece isteksiz davranıyor. Sisin içinden beliren gözleri parlayan korsanlar ve kancalı hayaletler, ilk birkaç sahnede tekinsiz dursa da bir noktadan sonra tekrara düşüyor. Korkutmaktan ziyade dönemin ucuz televizyon filmleri havasını veren bu pratik efektler ve yaratık tasarımları, zamana yenik düşmekten kaçamamış.

Derinlikten Uzak Karakterler
Jamie Lee Curtis, Adrienne Barbeau ve Hal Holbrook gibi dönemi için oldukça cazip bir oyuncu kadrosuna sahip olmasına rağmen film, karakterlerine bağlanmamıza hiçbir şekilde izin vermiyor. Ortada izleyicinin empati kuracağı ya da akıbetini merak edeceği bir figür yok. Herkes sadece sisin gelmesini ve gitmesini bekleyen birer piyon gibi hareket ediyor. Bu da filmin zaten zayıf olan dramatik yapısını iyice koparıyor.

Son Söz
The Fog, Carpenter filmografisinin ve 80’ler korku sinemasının “kült” etiketli işlerinden biri sayılsa da günümüzden bakıldığında akmayan temposu, yüzeysel karakterleri ve ucuz kalan korku unsurlarıyla sınıfta kalıyor. Yönetmenin diğer başyapıtlarının yanında sadece nostaljik bir sis bulutundan ibaret.
The Fog (1980): Yoğun Sis, Zayıf Gerilim ve Sadece John Carpenter ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.