The Fly İncelemesi: Sinek İlaçları Bu Saatten Sonra Bizi Kurtarmaz

EmpireRise2 — 1-99 Oldschool Metin2, hard classic PvP sunucusu acik! Kayit Ol PlayZoxera — Premium Survival Minecraft! Battle Pass, gunluk gorevler, mobil destek. Sunucuya Git

MMO_Haberci

Yeni Uye
David Cronenberg sinemasına ne zaman bulaşsam zihnimde hep aynı tuhaflık kalıyor. 1986 yapımı The Fly da bence bu kafanın zirve noktalarından biri. Orijinal 1958 versiyonunu falan bir kenara bırakırsak, bu film benim gözümde tamamen kontrolden çıkan bir hırsın ve bedensel çöküşün bilimkurgu hikayesi.

the fly

Bir Bireyin Adım Adım Yok Oluşu​


Seth Brundle (Jeff Goldblum) karakteri açıkçası bana ilk başta klasik “dünyayı değiştireceğim” diyen takıntılı tiplerden biri gibi geldi. Kendi tasarladığı ışınlanma cihazıyla (Telepod) uğraşırken işin içine kıskançlık ve alkol girince kendini kapsüle atmasıyla her şey başlıyor. Cihazın içine giren tek bir karasinek, adamın bütün hayatını kaydırıyor.

Bence filmin en iyi işlediği yer, bu dönüşümün pat diye olmaması. Seth ilk başta kendini süper kahraman gibi hissediyor, enerjisi tavan yapıyor. Ama sonra yavaş yavaş derisi dökülmeye, dişleri düşmeye başlayınca aslında içten içe nasıl çürüdüğünü izliyoruz. Adamın insani zihnini kaybedip adım adım bir böceğin dürtülerine yenik düşmesi bence filmin en rahatsız edici tarafı.

Plastik Makyajlar ve Pratik Efektler​


Günümüzün tamamen bilgisayar yapımı (CGI) sahte efektlerine alıştıktan sonra bu filmi izlemek bana çok iyi geldi. Chris Walas’ın yaptığı pratik efektler, protezler gerçekten inanılmaz duruyor.

Seth’in dökülen tırnakları, yiyeceğini sindirmek için asit kusması ya da o sonlara doğru geçirdiği iğrenç evreler… Karşında dijital bir çizim değil, kanlı canlı, etten kemikten bir çürüme duruyor. Organik tiksinti hissini bana günümüzde veren film neredeyse yok gibi.


Sevgi mi, Çaresizlik mi?​


Film bir yandan da garip bir şekilde içimi acıttı. Seth ve Veronica (Geena Davis) arasındaki durum tam bir trajedi. Kızın gözünün önünde sevdiği adam canavara dönüşüyor, adam da bunun farkında ama engel olamıyor.

Seth’in “Böceklerin politikası yoktur, çok acımasızdırlar” dediği sahne zihnime kazındı. Adam kendi zihninin yok olacağını, sadece böcek dürtülerinin kalacağını biliyor ve bunun çaresizliğini yaşıyor. Filmin sonundaki tüfekli sahne ve final anı da zaten olayı tamamen bir dram/trajedi noktasına bağlıyor.

Son Söz​


Bence The Fly, sadece bir korku ya da bilimkurgu filmi değil; insanın kendi bedenine hapsolmasını çok iyi anlatan bir iş. Jeff Goldblum’un tuhaf oyunculuğu ve filmin yarattığı tekinsiz atmosfer için bile bence dönüp dönüp bakılacak bir film.

The Fly İncelemesi: Sinek İlaçları Bu Saatten Sonra Bizi Kurtarmaz ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.

Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
 
300x250 Reklam Alani iletisim@mmoturkey.com
Geri
En Üst