MMO_Haberci
Yeni Uye
Oyun dünyasının son dönemdeki en büyük tembellik herhalde şu “nostalji sömürüsü” olsa gerek. Rafta ne kadar unutulmuş, zamanında yüzüne bakılmamış ya da bizzat kendi hataları yüzünden tarihin tozlu sayfalarına gömülmüş yapım varsa; üzerine iki kat cila çekip “Bakın retro klasik getirdik” diye önümüze koyuyorlar. Nightdive Studios ve Slipgate Ironworks ortaklığının önümüze attığı SiN Reloaded da tam olarak bu akımın en taze, en gereksiz örneklerinden biri.
Hani bazı oyunlar vardır, aradan geçen yıllara rağmen mekanikleriyle devleşir. Bazıları ise zamanında neden unutulduysa, bugün de aynı sebeplerle unutulmaya mahkumdur. SiN Reloaded, ikinci kategorinin bayraktarlığını yapıyor.

Olayı anlamak için biraz 1998 yılına gitmek gerekiyor daha ben yokum internetten okuduğum izlediğim şeylerden konuşuyorum. Ritual Entertainment, Quake II motorunun ekmeğini yemek için yola çıkmış, özel güvenlik şirketi HardCORPS’un başındaki kas yığını John R. Blade ile bizi Freeport sokaklarına salmıştı. Karşımızda ise şehrin genetiğiyle oynayıp insanları “U4” uyuşturucusuyla mutant ordusuna dönüştürmeye çalışan SinTEK CEO’su Alexis Sinclair vardı.
Kağıt üzerinde her şey şahaneydi: Kırılan camlar, hack’lenebilir bilgisayar terminalleri, vücut hasar bölgeleri… Fakat Ritual Entertainment öyle büyük bir teknik katliama imza attı ki, oyun piyasaya çıktığı gün oynanamaz haldeydi. O dönem internetin 56k modemlerle bağlandığı çağda, oyunun boyutundan büyük yamalar indirmek gerekiyordu. Tam bu rezillik yaşanırken, sadece iki hafta sonra Valve sahneye çıkıp orijinal Half-Life’ı patlattı. Half-Life FPS türünün tarihini baştan yazarken, SiN kendi teknik hatalarının ve acemi tasarımının altında ezilip gitti.
Peki aradan 28 yıl geçmişken, karşımıza getirilen bu Reloaded sürümü o günkü dramı temizliyor mu? Aksine, o dramın üzerindeki tozu bile almadan önümüze koyuyor.
SiN Reloaded, KEX Engine ile modernize edilmiş sözde bir remaster projesi. Ancak oyuna adımınızı attığınız ilk 10 dakikada anlıyorsunuz ki ortada yapılmış hiçbir “modernizasyon” yok. Karşımızda oyun içi mekanikleri geliştirilmiş bir yapım değil, 90’lardan kalma köhne bir oyun müzesi sergisi var.

Projenin en çok övündüğü noktalardan biri “eklenen yeni bölümler” ve görsel rötuşlardı. Görsel rötuş dedikleri şey; eski dokuların keskinliğini biraz artırıp, günümüz çözünürlüklerine uyarlamaktan ibaret. Işıklandırmalar düz, kaplamalar ruhsuz, atmosfer ise tamamen ölü.
Eklenen yeni bölümlere gelince… 1999 yılında herhangi bir hayranın amatörce harita editöründe tasarladığı dolgu haritalardan hiçbir farkı yok. Bölüm tasarımları (level design) “anahtarı bul, kapıyı aç, iki tane zayıf mutant vur” döngüsünün dışına tek bir adım dahi atamıyor.
Günümüzde Ultrakill, Dusk, Dread Templar ya da Prodeus gibi yapımlar retro FPS estetiğini alıp modern aksiyon mekanikleriyle şaha kaldırırken; SiN Reloaded “biz eski kafalıyız” bahanesinin arkasına sığınarak tembellik sergiliyor. Retro olmak başka şeydir, demode ve bozuk olmak bambaşka şeydir.
SiN Reloaded, ne 1998’deki orijinal oyunun hakkını teslim edebilen ne de günümüz oyuncusuna en ufak bir eğlence vaat eden tam bir vakit kaybı. Zamanında Half-Life’ın gölgesinde kalmasının sebebi sadece şanssızlık değilmiş; temelinde de vizyonsuzluk varmış, bunu bize 28 yıl sonra bir kez daha kanıtlamış oldular.
Eğer arşivciyseniz ya da “1998’de yapılan o felaketi hiç bozmadan aynen görmek istiyorum” diyen mazoşist bir nostalji tutkunuysanız belki birkaç saat göz atarsınız. Ancak kaliteli bir FPS, iyi bir vuruş hissi ve zekice tasarlanmış bölümler arıyorsanız bu yapımdan koşarak uzaklaşın. Piyasada retro ruhunu gerçekten yaşatan onlarca şahane alternatif varken, bu görsel cila çekilmiş antikaya zaman harcamaya değmez.
SiN Reloaded İncelemesi: 1998’in Hatalarından Ders Almamak Nasıl Bir Duygudur? ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
Hani bazı oyunlar vardır, aradan geçen yıllara rağmen mekanikleriyle devleşir. Bazıları ise zamanında neden unutulduysa, bugün de aynı sebeplerle unutulmaya mahkumdur. SiN Reloaded, ikinci kategorinin bayraktarlığını yapıyor.

Alexis Sinclair, 56k Modemler ve Half-Life’ın Balyozu
Olayı anlamak için biraz 1998 yılına gitmek gerekiyor daha ben yokum internetten okuduğum izlediğim şeylerden konuşuyorum. Ritual Entertainment, Quake II motorunun ekmeğini yemek için yola çıkmış, özel güvenlik şirketi HardCORPS’un başındaki kas yığını John R. Blade ile bizi Freeport sokaklarına salmıştı. Karşımızda ise şehrin genetiğiyle oynayıp insanları “U4” uyuşturucusuyla mutant ordusuna dönüştürmeye çalışan SinTEK CEO’su Alexis Sinclair vardı.
Kağıt üzerinde her şey şahaneydi: Kırılan camlar, hack’lenebilir bilgisayar terminalleri, vücut hasar bölgeleri… Fakat Ritual Entertainment öyle büyük bir teknik katliama imza attı ki, oyun piyasaya çıktığı gün oynanamaz haldeydi. O dönem internetin 56k modemlerle bağlandığı çağda, oyunun boyutundan büyük yamalar indirmek gerekiyordu. Tam bu rezillik yaşanırken, sadece iki hafta sonra Valve sahneye çıkıp orijinal Half-Life’ı patlattı. Half-Life FPS türünün tarihini baştan yazarken, SiN kendi teknik hatalarının ve acemi tasarımının altında ezilip gitti.
Peki aradan 28 yıl geçmişken, karşımıza getirilen bu Reloaded sürümü o günkü dramı temizliyor mu? Aksine, o dramın üzerindeki tozu bile almadan önümüze koyuyor.
Oynanış Mı, Müze Sergisi Mi?
SiN Reloaded, KEX Engine ile modernize edilmiş sözde bir remaster projesi. Ancak oyuna adımınızı attığınız ilk 10 dakikada anlıyorsunuz ki ortada yapılmış hiçbir “modernizasyon” yok. Karşımızda oyun içi mekanikleri geliştirilmiş bir yapım değil, 90’lardan kalma köhne bir oyun müzesi sergisi var.
- Silah Hissiyatı ve Vuruş Hissi: Yerlerde sürünen bir vuruş hissi var. Elinizdeki pompalı tüfek mi, yoksa plastik su tabancası mı belli değil. Düşmanların vurulma tepkileri (hit-box) o kadar tutarsız ve yapay ki, 1998 yapımı Quake II’nin kendi orijinal vuruş hissi bile bu “güncellenmiş” oyundan fersah fersah ileride.
- Yapay Zeka Dedikleri Şey: Düşman yapay zekası diye bir şey kesinlikle yok. Ya üzerinize bodoslama koşan içi boş mutant kod parçacıklarıyla karşılaşıyorsunuz ya da duvarın arkasında dikilip tavanı tarayan güvenlik görevlileriyle. Ne bir çevre kullanımı var ne de taktiksel bir duruş.
- Hareket Dinamikleri (Movement): Karakterin haritadaki hareketi tamamen “buz üstünde sabun kaydırıyormuş” hissi veriyor. Yukarı-aşağı bakış açısındaki dikey aksiyon bile günümüz boomer-shooter standartlarının o kadar gerisinde ki, reflekslerinize değil, oyunun hantal motoruna karşı savaş veriyorsunuz.

“Yeni Bölümler” Kandırması ve Görsel Tembellik
Projenin en çok övündüğü noktalardan biri “eklenen yeni bölümler” ve görsel rötuşlardı. Görsel rötuş dedikleri şey; eski dokuların keskinliğini biraz artırıp, günümüz çözünürlüklerine uyarlamaktan ibaret. Işıklandırmalar düz, kaplamalar ruhsuz, atmosfer ise tamamen ölü.
Eklenen yeni bölümlere gelince… 1999 yılında herhangi bir hayranın amatörce harita editöründe tasarladığı dolgu haritalardan hiçbir farkı yok. Bölüm tasarımları (level design) “anahtarı bul, kapıyı aç, iki tane zayıf mutant vur” döngüsünün dışına tek bir adım dahi atamıyor.
Günümüzde Ultrakill, Dusk, Dread Templar ya da Prodeus gibi yapımlar retro FPS estetiğini alıp modern aksiyon mekanikleriyle şaha kaldırırken; SiN Reloaded “biz eski kafalıyız” bahanesinin arkasına sığınarak tembellik sergiliyor. Retro olmak başka şeydir, demode ve bozuk olmak bambaşka şeydir.
Son Söz
SiN Reloaded, ne 1998’deki orijinal oyunun hakkını teslim edebilen ne de günümüz oyuncusuna en ufak bir eğlence vaat eden tam bir vakit kaybı. Zamanında Half-Life’ın gölgesinde kalmasının sebebi sadece şanssızlık değilmiş; temelinde de vizyonsuzluk varmış, bunu bize 28 yıl sonra bir kez daha kanıtlamış oldular.
Eğer arşivciyseniz ya da “1998’de yapılan o felaketi hiç bozmadan aynen görmek istiyorum” diyen mazoşist bir nostalji tutkunuysanız belki birkaç saat göz atarsınız. Ancak kaliteli bir FPS, iyi bir vuruş hissi ve zekice tasarlanmış bölümler arıyorsanız bu yapımdan koşarak uzaklaşın. Piyasada retro ruhunu gerçekten yaşatan onlarca şahane alternatif varken, bu görsel cila çekilmiş antikaya zaman harcamaya değmez.
SiN Reloaded İncelemesi: 1998’in Hatalarından Ders Almamak Nasıl Bir Duygudur? ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.