MMO_Haberci
Yeni Uye
İlk filmin aksiyon çılgınlığına ve başlamayan temposuna getirdiğimiz eleştirileri sanki birileri duymuş gibi, değil mi? Short Circuit 2 (1986’daki ilk filmden iki yıl sonra, 1988’de gelen bu devam filmi) zamanda yolculuk yapıp bizim o incelemeyi okumuş da ona göre pozisyon almış gibi başlıyor. Bakıyorlar ki “Bu çocuk askeriye sahnelerinden, gereksiz patlamalardan, ordunun robotu kovalamasından sıkılmış,” diyorlar ki: “Tamam, savaş sahnelerini tamamen çöpe atıyoruz.” Gerçekten de o anlamsız ordu tantanası bu filmde yok.
Ama işte gelgelelim Hollywood’un o bitmek bilmeyen “devam filmi” lanetine ve kurgu odasındaki tembelliğe… Kurgu ekibi muhtemelen bizim incelemeyi açıp ilk iki paragrafı okuduktan sonra “Tamam abi, gerisini boş ver, gidip bir kebap yiyelim” demişler. İncelemenin asıl can alıcı noktasını, filmin kalbini tamamen ıskalamışlar.

Biz ilk filmde ne demiştik? “Bize daha çok Johnny 5 ve Stephanie ilişkisi verin, naif dostluğu derinleştirin.” Adamlar ne yapmış? İlişkiyi derinleştirmek bir yana, Stephanie karakterini (ve tabii Ally Sheedy’yi) direkt hikayeden çıkartıp çöpe atmışlar! Johnny 5’ı koskoca New York’ta tek başına, sadece yan karakterlerin (Ben ve yeni bir üçkağıtçı ortak) insafına bırakmışlar.
İlk filmdeki organik, bir nevi “E.T.” tadındaki insan-robot dostluğunun sıcaklığı gidince, film otomatik olarak ruhunu kaybetmiş. Evet, Johnny 5 hâlâ bildiğimiz sevimli, “input” delisi, kitapları saniyeler içinde yutan çocuksu karakter; ama karşısında onun içsel derinliğini, bilincini gerçekten anlayıp yansıtacak bir Stephanie olmayınca hikaye bomboş bir kabuğa dönüşmüş.

Savaş sahnelerini kaldırmışlar dedik ama yerine ne koymuşlar? Derin bir felsefe mi? Hayır. Johnny 5’ı bu sefer de oyuncak arabalar üreten, banka soygunu planlayan şehir çetelerinin, elmas hırsızlarının ortasına atmışlar. Yani bir önceki filmdeki “askeri bürokrasi ve patlama” formülü gitmiş, yerine “büyük şehirde robotu kandıran hırsızlar” gibi çok daha klişe, çok daha banel bir formül gelmiş.
Aksiyonun tonunu düşürmeye çalışırken filmin vizyonunu küçültmüşler. Koskoca yaşayan bir bilincin varoluşsal çabasını, New York sokaklarında oyuncak satmaya çalışan komedi-drama soslu bir suç hikayesine indirgemek gerçekten “Ne gerek vardı şimdi buna?” dedirtiyor.
Short Circuit 2, ilk filmin hatalarından ders almaya çalışırken kendi sonunu hazırlayan cinsten bir yapım. Evet, tempoyu biraz daha derli toplu tutmaya çalışmışlar, o göz yoran ordu savaşları yok ama hikayenin duygusal omurgasını (Stephanie’yi) kırıp attıkları için ortaya tamamen çiğ, ticari ve zorlama bir iş çıkmış. Sırf Johnny 5’ın sempatik halleri hatrına izlenir belki ama ilk filmin eksik kalmış potansiyelini bile mumla aratan, sinema tarihi açısından tamamen gereksiz bir devam filmi.
Short Circuit 2 İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
Ama işte gelgelelim Hollywood’un o bitmek bilmeyen “devam filmi” lanetine ve kurgu odasındaki tembelliğe… Kurgu ekibi muhtemelen bizim incelemeyi açıp ilk iki paragrafı okuduktan sonra “Tamam abi, gerisini boş ver, gidip bir kebap yiyelim” demişler. İncelemenin asıl can alıcı noktasını, filmin kalbini tamamen ıskalamışlar.

Stephanie Neredesin?
Biz ilk filmde ne demiştik? “Bize daha çok Johnny 5 ve Stephanie ilişkisi verin, naif dostluğu derinleştirin.” Adamlar ne yapmış? İlişkiyi derinleştirmek bir yana, Stephanie karakterini (ve tabii Ally Sheedy’yi) direkt hikayeden çıkartıp çöpe atmışlar! Johnny 5’ı koskoca New York’ta tek başına, sadece yan karakterlerin (Ben ve yeni bir üçkağıtçı ortak) insafına bırakmışlar.
İlk filmdeki organik, bir nevi “E.T.” tadındaki insan-robot dostluğunun sıcaklığı gidince, film otomatik olarak ruhunu kaybetmiş. Evet, Johnny 5 hâlâ bildiğimiz sevimli, “input” delisi, kitapları saniyeler içinde yutan çocuksu karakter; ama karşısında onun içsel derinliğini, bilincini gerçekten anlayıp yansıtacak bir Stephanie olmayınca hikaye bomboş bir kabuğa dönüşmüş.

Savaştan Kaçarken Hırsızlık Hırsına Tutulmak
Savaş sahnelerini kaldırmışlar dedik ama yerine ne koymuşlar? Derin bir felsefe mi? Hayır. Johnny 5’ı bu sefer de oyuncak arabalar üreten, banka soygunu planlayan şehir çetelerinin, elmas hırsızlarının ortasına atmışlar. Yani bir önceki filmdeki “askeri bürokrasi ve patlama” formülü gitmiş, yerine “büyük şehirde robotu kandıran hırsızlar” gibi çok daha klişe, çok daha banel bir formül gelmiş.
Aksiyonun tonunu düşürmeye çalışırken filmin vizyonunu küçültmüşler. Koskoca yaşayan bir bilincin varoluşsal çabasını, New York sokaklarında oyuncak satmaya çalışan komedi-drama soslu bir suç hikayesine indirgemek gerçekten “Ne gerek vardı şimdi buna?” dedirtiyor.
Son Söz
Short Circuit 2, ilk filmin hatalarından ders almaya çalışırken kendi sonunu hazırlayan cinsten bir yapım. Evet, tempoyu biraz daha derli toplu tutmaya çalışmışlar, o göz yoran ordu savaşları yok ama hikayenin duygusal omurgasını (Stephanie’yi) kırıp attıkları için ortaya tamamen çiğ, ticari ve zorlama bir iş çıkmış. Sırf Johnny 5’ın sempatik halleri hatrına izlenir belki ama ilk filmin eksik kalmış potansiyelini bile mumla aratan, sinema tarihi açısından tamamen gereksiz bir devam filmi.
Short Circuit 2 İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.