Prime Video’nun Yeni Serisi Carrie İncelemesi

EmpireRise2 — 1-99 Oldschool Metin2, hard classic PvP sunucusu acik! Kayit Ol PlayZoxera — Premium Survival Minecraft! Battle Pass, gunluk gorevler, mobil destek. Sunucuya Git

MMO_Haberci

Yeni Uye
Geçtiğimiz haftalarda Brian De Palma’nın 1976 yapımı Carrie başyapıtını kaleme alırken, o dönemin sinematografik dokunuşlarını, kurgusal ritmini ve izleyiciyi germe usulünü uzun uzun konuşmuştuk kendiside çok beğendiğim bir yönetmendir. 70’lerin garip, sisli ve rüya gibi ama insanı rahatsız eden atmosferinden sonra Prime Video’nun yeni Carrie uyarlamasını izlemeye başlarken kafamda tek bir soru vardı: Görselliğin ve iletişim olanaklarının bu kadar değiştiği günümüz dünyasında bu klasik hikaye nasıl ayakta duracak?



Diziyi bitirir bitirmez sıcağı sıcağına klavyenin başına geçtim. İşte yeni Carrie dizisinin artıları, eksileri ve De Palma klasikiyle karşılaştırması.

Atarlı Giderli Değil, Gerçek Bir “Ana Kuzusu” Carrie Karakteri​


Son yıllardaki uyarlamalarda (özellikle 2013 yapımı filmdeki daha özgüvenli, modern ve atarlı Carrie imajında) hikayenin özü biraz zedelenmişti. Fakat bu yeni dizinin en büyük artısı, Carrie karakterini tıpkı Stephen King’in romanındaki ve De Palma’nın filmindeki gibi kurgulamış olmaları.

Karşımızda gerçekten baskı altında ezilmiş, stresli, saf ve ana kuzusu bir kız var. Bu ezilmişliği ve çaresizliği baştan net hissettiğimiz için, karakterin içinde birikenlerin ağırlığını da o kadar güçlü anlıyoruz.

Ayrıca senaryonun, felaketi daha ilk dakikalardan itibaren in media res usulüyle göstermesi harika bir tercih olmuş. Zaten ne olacağını bildiğimiz bir hikayede “Ne olacak?” merakından ziyade, “Bu felakete adım adım nasıl gidilecek?” gerilimi başarılı şekilde inşa edilmiş.


Sosyal Medya Çağında Zorbalık​


De Palma’nın 70’lerdeki dünyasında zorbalık okulun fiziksel sınırları içinde, soyunma odalarında veya koridorlarda kalıyordu. Kız eve döndüğünde, annesi ne kadar ağır bir dinsel baskı kursa da, en azından okul ergenlerinin gözünden uzaktaydı.

Dizi ise modernizasyonu çok doğru bir damardan yakalamış. Duş sahnesinin gizlice kameraya çekilmesi ve kızın adına bir Instagram hesabı açılması, dijital akran zorbalığının (cyberbullying) ne kadar aşağılık bir noktaya varabileceğini gösteriyor. Artık aşağılanma Carrie’nin yatak odasına, telefon ekranına kadar sızıyor.

Öte yandan, eski uyarlamalarda zorbalar baştan itibaren Carrie’ye takık ve düşmanken, burada başlangıçta araları iyiymiş gibi durup ilk fırsatta satmaları çok daha gerçekçi bir modern lise dinamiği yaratmış. A Flock of Seagulls’ın ikonik parçası “I Ran” ile başlayan ikinci bölüm gibi müzik seçimleri ve çekim kalitesi de bu atmosferi görsel olarak destekliyor.


Hikayenin Derinleşmesi ve Yeni Detaylar Eklenmesi​


1976 yapımı filmde Margaret White, dış dünyadan tamamen kopuk, yobaz ve cahil bir dinsel fanatikti. Günümüzün internet ve bilgi çağında bir karakteri tamamen bu şekilde tutmak inandırıcılığı zedeleyebilirdi. Annenin bu versiyonda daha farklı bir profil çizmesi ve internet çağının gerçeklerine uydurulması sırıtmadığı gibi, evdeki psikolojik karabasan hissini de korumayı başarmış.

Hikayenin 6. bölüme doğru okul eylemlerine, öğrenci protestolarına ve kitlesel tepkilere kadar büyümesi de senaryoyu derinleştirmiş. Zorbalık sadece birkaç kötü ergenin işi olmaktan çıkıp, tüm okulun ortak ikiyüzlülüğüne dönüşüyor.


Carrie Summer H. Howell

Balo Sahnesi ve De Palma Farkı​


Gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere… 1976 incelememde özellikle De Palma’nın kovanın dökülme anındaki usta kurgusunu, zamanı uzatış tarzını ve gerilim ritmini övmüştüm. Neler olacağını bilseniz bile tırnaklarınızı kemirerek izlediğiniz bir sinema dersiydi o sahne.

Dizideki balo sahnesi ise kötü olmasa da usta bir yönetmenin sinematografik dokunuşları ile standart bir televizyon reji anlayışı arasındaki farkı net şekilde ortaya koyuyor. Dizi, zamansal gerilimi De Palma kadar zamana yayarak tırmandıramıyor. Yine de zorba kızın başına gelen onca şeye rağmen “domuzluğuna” devam etmesi, karakterin kötülük boyutunu gözler önüne seriyor.


Final: Bu Ne Şimdi?​


Dizi ilk 7 bölüm boyunca inşa ettiği bütün kaliteli atmosferi ve psikolojik gerilimi ne yazık ki finalde garip bir ton kaymasıyla harcıyor.

Balo katliamından ve kaçanların öldürülmesinden sonra bir anda pop müzik Eşliğinde hayali arkadaşla dans edilmesi, ardından hayali arkadaşın vurulması gibi absürt, sürreal ve hezeyanlı bir kapanış seçilmiş. De Palma’nın efsanevi, travmatik ve suçluluk hissiyle dolu “mezardan çıkan el” finalinden sonra; dizinin ne hissettireceğine karar verememiş gibi duran bu tonu darmadağın finali tam anlamıyla düş kırıklığı yaratıyor.

Son Söz​


Prime Video’nun Carrie dizisi; karakter inşası, dijital çağ zorbalığını ele alışı ve ilk bölümlerdeki sürükleyici temposuyla dikkate değer bir iş. Ancak De Palma’nın zamansız kurgu ustalığının ve atmosferik derinliğinin yanında, özellikle de absürt finali yüzünden tam bir klasik olmaktan uzak kalıyor. Yine de King külliyatına ve Carrie hikayesine modern bir mercekten bakmak isteyenler için şans verilebilecek kaliteli bir deneme.

Prime Video’nun Yeni Serisi Carrie İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.

Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
 
300x250 Reklam Alani iletisim@mmoturkey.com
Geri
En Üst