Minions & Monsters İncelemesi: Sinema Severlere Saygı Duruşu, Çerezlik Hikaye

EmpireRise2 — 1-99 Oldschool Metin2, hard classic PvP sunucusu acik! Kayit Ol PlayZoxera — Premium Survival Minecraft! Battle Pass, gunluk gorevler, mobil destek. Sunucuya Git

MMO_Haberci

Yeni Uye
İllumination stüdyosu, beyaz perdenin kaotik ve en sarı canlılarını bu kez alıp sinema tarihinin en kritik kırılma noktasına fırlatıyor: 1920’lerin Hollywood’una ve sessiz sinemadan sesli sinemaya (“Talkies”) geçiş sancılarının tam ortasına.



Kendi halinde bir eğlencelik olmanın ötesine geçmeyen hikayesine rağmen Minions & Monsters, arkasında barındırdığı muazzam sinema kültürü, Lovecraft mitosu referansları ve klasik canavar filmleri aşkıyla özellikle sinemaseverlerin yüzünü güldürmeyi başarıyor.

“Talkies” Devrimi ve Slapstick Parodisi​


Film, 1927 civarı The Jazz Singer ile başlayan ve sessiz sinema yıldızlarının bir gecede silinip gitmesine yol açan o meşhur “sesli sinema” devrimini ana komedi unsuru haline getiriyor. Minyonların senaryo okuyamaması, kendi dilleri dışında hiçbir şey konuşamamaları ve stüdyoyu batırıp kovulmaları; aslında Singin’ in the Rain veya Babylon gibi filmlerde izlediğimiz trajikomik Hollywood dönüşümünün harika bir parodisi.

Zaten doğası gereği beden diline ve fiziksel komediye (slapstick) dayanan Minyonlar mizahının, bu türün kurucu babaları olan Charlie Chaplin ve Buster Keaton ile aynı kadrajı paylaşması filmin en içten, en tebessüm ettiren anlarını oluşturuyor. Özellikle Keaton’ın Steamboat Bill, Jr. tren sahnesine yapılan gönderme parlamayı başarıyor.

Lovecraft, Universal Monsters ve Kaiju Sentezi​


Filmin asıl şaşırtıcı kısmı ise stüdyonun popüler kültür materyalini ele alırken dersine ne kadar iyi çalıştığı. İşsiz kalan Minyonların kendi canavar filmlerini çekmek için çağırdığı yaratıklar, doğrudan 1950’lerin B-movie estetiği ve H.P. Lovecraft külliyatından besleniyor:

  • Cthulhu’dan Goomi’ye: Mitosun en korkunç kadim varlığı Cthulhu, animasyon evreninde “Goomi” adıyla sevimli ama kaotik bir yaratığa dönüşüyor.
  • Edebi İsimler: Deniz canavarlarına verilen Howard ve Phillips isimleri, H.P. Lovecraft’ın adının (Howard Phillips Lovecraft) doğrudan birer parçası.
  • Klasik Canavarlar: Creature from the Black Lagoon, The Blob ve Metropolis robotu gibi ikonik figürler, animasyonun canlı renk paletiyle kusursuzca harmanlanmış.

Ayrıca müze sahnesindeki Citizen Kane (“Rosebud” fısıltısı), E.T., Jaws, The Matrix göndermeleri ve cam bir muhafaza içinde sergilenen George Lucas cameosunun yaratıcılığı takdire şayan.


Teknik Taraf ve Müzikal​


Görsel anlatım ve retro atmosfer ne kadar zenginse, usta besteci John Powell imzalı müzikler bir o kadar sönük kalıyor. 80 kişilik dev orkestra ve 60 kişilik koro teknik olarak ne kadar görkemli tınlarsa tınlasın; 1920’lerin cızırtılı, samimi, “raw” ragtime/jazz ruhunu vermek yerine steril bir Hollywood animasyon müziği kalıbına sıkışmış. Görsel taraftaki detay zenginliği ne yazık ki müzik tarafında aynı özgünlükle desteklenememiş.

Son Söz​


Minions & Monsters, derin bir senaryo veya unutulmaz bir hikaye anlatımı vaat etmiyor. Ancak 1920’ler Hollywood sistemine, B-movie canavarlarına, Lovecraft edebiyatına ve sinema tarihine hakim olan seyirciler için kadrajın her köşesinde ayrı bir detay yakalaması son derece keyifli bir seyir sunuyor.

Minions & Monsters İncelemesi: Sinema Severlere Saygı Duruşu, Çerezlik Hikaye ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.

Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
 
300x250 Reklam Alani iletisim@mmoturkey.com
Geri
En Üst