MMO_Haberci
Yeni Uye
Oyun dünyasında tutmuş fikirlerin devamlılığını görmek güzel. Hele ki, esinlendiklerinin üzerine daha fazlasını koyarak inşa eden yapımlar çok daha güzel. İşte Fogpiercer da, en doğru kart destesi ve trenimizi inşa ederek varış noktamıza ulaşmaya çalışıyoruz.
Hatırlar mısınız, bir dönem Rogue-like türünde, sürüsüne bereket oyun vardı. Tür son yıllarda evrim geçirerek farklı türlerdeki oyunlar dirsek temasına girdi. Daha da palazlandı, detaylandı. Hatta kendi içinde alt kollara bile ayrılmaya başladı. O ilk dönemde sessiz sedasız ortaya çıkan bir oyun vardı: FTL: Faster Than Light. Saatlerimi, günlerimi harcadığım bu oyunun çekirdek mekaniklerinden etkilenerek yapılan Fogpiercer‘ın önü bir hayli açık.

Mad Cookies Studio isimli ufak ve yeni bir bağımsız ekip tarafından geliştirilen Fogpiercer, Rogue-like elementleri, kart destesi oluşturma ve strateji türüyle buluşturuyor. Amacımız basit, ama pek eğlenceli. Soğuk sislerin sardığı bir coğrafyada, trenimizle A noktasından, B noktasına ulaşmaya çalışıyoruz. Tüm vagonların düzgün çalışması, başımıza üşüşen haydutları egale etmemiz mühim. Bu yolcukta en büyük yardımcımız, rastgele elimizde biriktirdiğimiz kartlarımız.

Fogpiercer, oyuncuya detaylı ve geniş bir hikâye anlatan yapımlardan değil. İlk bakışta Frostpunk‘ın ray üzerinde giden versiyonu mu olacak diye düşündüm fakat karşımda çok iyi bir FTL uyarlaması çıktı. Güçlü bir lokomotifin çektiği vagonlarımızı güçlendirip çeşitli yollara bölünen tren yolları ağında ilerlememiz gerekiyor. Bu yolculukta, değerli kargomuza çökmek için karasinek gibi avuçlarını ovuşturan haydutlar bulunuyor. Tren raylarında önümüzü kesip vagonlarımızı sıkıştırıyorlar. Gerek top atışlarıyla, gerek yakın mesafeden vuruşlarla yolculuğumuzu bitirmenin derdindeler.
Oyun, basit Rogue-like mekanikleri üzerine kurulu. Her seferinde yeni bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yolculuk boyunca edindiğiniz ekipmanlar, siz bölümü bitirene ya da lokomotifin anahtarlarını haydutlara teslim edene kadar elinizde kalıyor. Ancak her yeni serüvende, kalıcı olarak kazandığınız bazı özellikler oluyor. Buna ek olarak her bir vagonun farklı özellikleri ve güçleri bulunuyor. Bu vagonlara atanmış görevleri ve beklentileri ne kadar hızlı karşılarsanız, destenize ekleyeceğiniz daha güçlü kartlarınız oluyor.
Anlayacağınız, ilk birkaç saatlik oynama süresinde, oyun sizi baya bir sıkıştırıyor. İlk birkaç bölümü geçene kadar zorlanıyorsunuz. Fakat her seferinde yeni gelen ekipmanlarla tren yolculuklarımız birkaç istasyon öteye geçmeye başlıyor. Oyunun hızlı oynanabilirliği, kart toplama mantığının basitliği, tekrar tekrar oynamaya olanak sağlıyor. Zaten kendi adıma oyunu yaklaşık 10 saat kadar oynadım. Final düşmana birkaç kere ulaşmama rağmen başarılı olamadım. Bazı noktalarda, sıkı taktikler yapmak gerekiyor, ki buraya da sonrasında geleceğim.
Bu süre içerisinde daha henüz açamadığım, üç farklı makinist de var. Evet, oyunda lokomotifleri kontrol eden ve ekstra özel kartlar sağlayan kahramanlarımız var. Yolculuk boyunca yapacağınız doğru saldırıları ve kararları kümülatif olarak biriktirip özel güçlerini açabiliyoruz. Özellikle sıkışık savaşlarda ve bölüm aralarındaki boss savaşlarında hayat kurtaran kartlar veriyorlar.

Fogpiercer’da oynadıkça ve görevleri tamamladıkça, dediğim üzere yeni kartlar açılıyor. Şimdi burada biraz savaş mekaniklerinden bahsetmekte fayda var. Sonuçta bir tren kullanıyoruz ve raylar üzerinde gitmekten başka çaremiz yok. Treni ileri ya da geri hareket ettirebiliyoruz. Buna karşın araçlarıyla yolumuzu kesmeye çalışan haydut çeteleri, sinek gibi vagonlarımızın etrafında cirit atıyor.
Başı çeken lokomotifi korumak önemli. Başı çekmesi dışında bazı pasif güçler sağlıyor. Sonrasında koruma sağlayan bir vagonumuz ve tabii ki saldırılar için çeşitli vagon tipleri bulunuyor. Başlangıçta üzerinde obüs ve minigun olan saldırı vagonları var. Oyunda ilerledikçe tesla bobini oturtulmuş vagonlara kadar ilerleyebiliyorsunuz. Her bir saldırının sahadaki stratejik konumları farklı. Minigun yakın mesafede ölümcül saldırılar yaparken, obüs takılı vagonla uzak mesafelere, alan saldırıları yapabiliyoruz.

Burada oyunun bir başka etkilendiği yapım aklıma geldi. Yine FTL’nin geliştiricisi Subset Games‘in bir başka oyunu olan Into the Breach aklıma geldi. Bu oyunda saldırıları eş zamanlı planlayıp sahada farklı avantajlar sağlayabiliyorduk. Yani şöyle oluyor: Düşman araçları nereye saldıracaklarını ya da nereye hareket edeceklerini önceden bildiriyor. Tur bize geçiyor, sonrasında saldırılarımızı buna göre planlıyoruz.
Obüs vagon ile yapacağınız saldırılar etrafındaki araçları ileri-geri ittirebiliyor. Bunu kendi avantajımıza kullanıp düşman saldırılarını birbirine yönlendirebiliyoruz. Ek olarak, bazı bölümlerde çevresel faktörler var. Haritalar zaman zaman daha dar olabiliyor. Bu noktada düşmanları kanyondan aşağıya ittirebiliyor ya da bir sonraki tur karşılarına çıkacak buz duvarlarına çarptırabiliyorsunuz.
Her bir bölüm farklı stratejik planlama gerektiriyor. Bu açıdan oynama süresine ekleme yaptığı aşikar. Her seferinde farklı kartlar ve saldırılar da elde edeceğinizi düşündüğünüzde, her bir tur farklı şekilde sonuçlanabiliyor. Hatta şöyle söyleyeyim, tek bir kart ile aslında kaybettim dediğiniz oyunu çevirebiliyorsunuz. Aynı şey diğer yönde de geçerli. Örneğin, bir savaşı çok kolay geçeceğimi sanarak tüm düşman saldırılarını birbirlerine çevirecek bir yol keşfettim. Fakat planlamadığım nokta araçlardan biri saldırılardan dolayı raylara itilmiş bulundu. Tek canı ve hiç kalkanı olmayan lokomotifim araca çarpıp perte çıktı. Fogpiercer bu açıdan ödüllendirici olduğu kadar sahayı okuyamayan oyunculara karşı da acımasız davranabiliyor.

Fogpiercer için çok daha fazla söylenebilecek pek bir şey yok. Genel olarak grafik arayüzü, böylesine bir oyun için derdini anlatacak düzeyde. En basit PC sistemlerinde bile rahatlıkla çalışır. Öte yandan ses efektleri ve müzikleri için kefil olamam. Bize oyunun basın sürümü gelmişti ve tam olarak yayınlanmamıştı. Belki çıkışıyla beraber müzik kütüphanesine birkaç farklı parça eklenebilir. Ancak şu haliyle, her bölümde yarım dakikalık aynı müziğin tekrar tekrar çalması kulağı tırmalamaya başlıyor.
Yaz sıcaklarının daha geçmesine çok vakit var. İddialı yapımların gelmesine az kaldı fakat şu aralar kafa dağıtmalık bir içerik arıyorsanız, Fogpiercer’ı her tarzdaki oyuncuya gönül rahatlılığı ile önerebilirim. Hızlı oynanabilirliği, öğrenme eğrisinin düşük olmasıyla birkaç saatlik kafa dağıtmaya uygun. Çıkış fiyatı da uygun olursa, aldığı paranın hakkını defalarca verecek bir yapım.
Subset Games yıllardır yeni fikirlerle karşımıza çıkmıyor. Öte yandan Fogpiercer, bu yapımların yerini dolduracak bir oyun. Bir tur daha oynayayım hissini çok güzel yansıtıyor. Bence en büyük başarısı da burada yatıyor.
Lokomotifim Şekil, Önümden Çekil! – Fogpiercer İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
Hatırlar mısınız, bir dönem Rogue-like türünde, sürüsüne bereket oyun vardı. Tür son yıllarda evrim geçirerek farklı türlerdeki oyunlar dirsek temasına girdi. Daha da palazlandı, detaylandı. Hatta kendi içinde alt kollara bile ayrılmaya başladı. O ilk dönemde sessiz sedasız ortaya çıkan bir oyun vardı: FTL: Faster Than Light. Saatlerimi, günlerimi harcadığım bu oyunun çekirdek mekaniklerinden etkilenerek yapılan Fogpiercer‘ın önü bir hayli açık.

Mad Cookies Studio isimli ufak ve yeni bir bağımsız ekip tarafından geliştirilen Fogpiercer, Rogue-like elementleri, kart destesi oluşturma ve strateji türüyle buluşturuyor. Amacımız basit, ama pek eğlenceli. Soğuk sislerin sardığı bir coğrafyada, trenimizle A noktasından, B noktasına ulaşmaya çalışıyoruz. Tüm vagonların düzgün çalışması, başımıza üşüşen haydutları egale etmemiz mühim. Bu yolcukta en büyük yardımcımız, rastgele elimizde biriktirdiğimiz kartlarımız.
Bir Tren Yola Çıkar

Fogpiercer, oyuncuya detaylı ve geniş bir hikâye anlatan yapımlardan değil. İlk bakışta Frostpunk‘ın ray üzerinde giden versiyonu mu olacak diye düşündüm fakat karşımda çok iyi bir FTL uyarlaması çıktı. Güçlü bir lokomotifin çektiği vagonlarımızı güçlendirip çeşitli yollara bölünen tren yolları ağında ilerlememiz gerekiyor. Bu yolculukta, değerli kargomuza çökmek için karasinek gibi avuçlarını ovuşturan haydutlar bulunuyor. Tren raylarında önümüzü kesip vagonlarımızı sıkıştırıyorlar. Gerek top atışlarıyla, gerek yakın mesafeden vuruşlarla yolculuğumuzu bitirmenin derdindeler.
Oyun, basit Rogue-like mekanikleri üzerine kurulu. Her seferinde yeni bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Yolculuk boyunca edindiğiniz ekipmanlar, siz bölümü bitirene ya da lokomotifin anahtarlarını haydutlara teslim edene kadar elinizde kalıyor. Ancak her yeni serüvende, kalıcı olarak kazandığınız bazı özellikler oluyor. Buna ek olarak her bir vagonun farklı özellikleri ve güçleri bulunuyor. Bu vagonlara atanmış görevleri ve beklentileri ne kadar hızlı karşılarsanız, destenize ekleyeceğiniz daha güçlü kartlarınız oluyor.
Anlayacağınız, ilk birkaç saatlik oynama süresinde, oyun sizi baya bir sıkıştırıyor. İlk birkaç bölümü geçene kadar zorlanıyorsunuz. Fakat her seferinde yeni gelen ekipmanlarla tren yolculuklarımız birkaç istasyon öteye geçmeye başlıyor. Oyunun hızlı oynanabilirliği, kart toplama mantığının basitliği, tekrar tekrar oynamaya olanak sağlıyor. Zaten kendi adıma oyunu yaklaşık 10 saat kadar oynadım. Final düşmana birkaç kere ulaşmama rağmen başarılı olamadım. Bazı noktalarda, sıkı taktikler yapmak gerekiyor, ki buraya da sonrasında geleceğim.
Bu süre içerisinde daha henüz açamadığım, üç farklı makinist de var. Evet, oyunda lokomotifleri kontrol eden ve ekstra özel kartlar sağlayan kahramanlarımız var. Yolculuk boyunca yapacağınız doğru saldırıları ve kararları kümülatif olarak biriktirip özel güçlerini açabiliyoruz. Özellikle sıkışık savaşlarda ve bölüm aralarındaki boss savaşlarında hayat kurtaran kartlar veriyorlar.
Trenimiz Klimalı ve Top Atışına Uygundur

Fogpiercer’da oynadıkça ve görevleri tamamladıkça, dediğim üzere yeni kartlar açılıyor. Şimdi burada biraz savaş mekaniklerinden bahsetmekte fayda var. Sonuçta bir tren kullanıyoruz ve raylar üzerinde gitmekten başka çaremiz yok. Treni ileri ya da geri hareket ettirebiliyoruz. Buna karşın araçlarıyla yolumuzu kesmeye çalışan haydut çeteleri, sinek gibi vagonlarımızın etrafında cirit atıyor.
Başı çeken lokomotifi korumak önemli. Başı çekmesi dışında bazı pasif güçler sağlıyor. Sonrasında koruma sağlayan bir vagonumuz ve tabii ki saldırılar için çeşitli vagon tipleri bulunuyor. Başlangıçta üzerinde obüs ve minigun olan saldırı vagonları var. Oyunda ilerledikçe tesla bobini oturtulmuş vagonlara kadar ilerleyebiliyorsunuz. Her bir saldırının sahadaki stratejik konumları farklı. Minigun yakın mesafede ölümcül saldırılar yaparken, obüs takılı vagonla uzak mesafelere, alan saldırıları yapabiliyoruz.

Burada oyunun bir başka etkilendiği yapım aklıma geldi. Yine FTL’nin geliştiricisi Subset Games‘in bir başka oyunu olan Into the Breach aklıma geldi. Bu oyunda saldırıları eş zamanlı planlayıp sahada farklı avantajlar sağlayabiliyorduk. Yani şöyle oluyor: Düşman araçları nereye saldıracaklarını ya da nereye hareket edeceklerini önceden bildiriyor. Tur bize geçiyor, sonrasında saldırılarımızı buna göre planlıyoruz.
Obüs vagon ile yapacağınız saldırılar etrafındaki araçları ileri-geri ittirebiliyor. Bunu kendi avantajımıza kullanıp düşman saldırılarını birbirine yönlendirebiliyoruz. Ek olarak, bazı bölümlerde çevresel faktörler var. Haritalar zaman zaman daha dar olabiliyor. Bu noktada düşmanları kanyondan aşağıya ittirebiliyor ya da bir sonraki tur karşılarına çıkacak buz duvarlarına çarptırabiliyorsunuz.
Her bir bölüm farklı stratejik planlama gerektiriyor. Bu açıdan oynama süresine ekleme yaptığı aşikar. Her seferinde farklı kartlar ve saldırılar da elde edeceğinizi düşündüğünüzde, her bir tur farklı şekilde sonuçlanabiliyor. Hatta şöyle söyleyeyim, tek bir kart ile aslında kaybettim dediğiniz oyunu çevirebiliyorsunuz. Aynı şey diğer yönde de geçerli. Örneğin, bir savaşı çok kolay geçeceğimi sanarak tüm düşman saldırılarını birbirlerine çevirecek bir yol keşfettim. Fakat planlamadığım nokta araçlardan biri saldırılardan dolayı raylara itilmiş bulundu. Tek canı ve hiç kalkanı olmayan lokomotifim araca çarpıp perte çıktı. Fogpiercer bu açıdan ödüllendirici olduğu kadar sahayı okuyamayan oyunculara karşı da acımasız davranabiliyor.
Sonuç

Fogpiercer için çok daha fazla söylenebilecek pek bir şey yok. Genel olarak grafik arayüzü, böylesine bir oyun için derdini anlatacak düzeyde. En basit PC sistemlerinde bile rahatlıkla çalışır. Öte yandan ses efektleri ve müzikleri için kefil olamam. Bize oyunun basın sürümü gelmişti ve tam olarak yayınlanmamıştı. Belki çıkışıyla beraber müzik kütüphanesine birkaç farklı parça eklenebilir. Ancak şu haliyle, her bölümde yarım dakikalık aynı müziğin tekrar tekrar çalması kulağı tırmalamaya başlıyor.
Yaz sıcaklarının daha geçmesine çok vakit var. İddialı yapımların gelmesine az kaldı fakat şu aralar kafa dağıtmalık bir içerik arıyorsanız, Fogpiercer’ı her tarzdaki oyuncuya gönül rahatlılığı ile önerebilirim. Hızlı oynanabilirliği, öğrenme eğrisinin düşük olmasıyla birkaç saatlik kafa dağıtmaya uygun. Çıkış fiyatı da uygun olursa, aldığı paranın hakkını defalarca verecek bir yapım.
Subset Games yıllardır yeni fikirlerle karşımıza çıkmıyor. Öte yandan Fogpiercer, bu yapımların yerini dolduracak bir oyun. Bir tur daha oynayayım hissini çok güzel yansıtıyor. Bence en büyük başarısı da burada yatıyor.
| Kötü Yanları | İyi Yanları |
| Müzik ve ses işçiliği | Hızlı öğrenme eğrisi |
| “Grind” işi her oyuncuya hitap etmeyebilir | Rogue-like ve kart dizme mekaniklerini başarıyla birleştirmiş |
| Tekrar tekrar oynanabilir |
Lokomotifim Şekil, Önümden Çekil! – Fogpiercer İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.