Inland Empire İncelemesi

EmpireRise2 — 1-99 Oldschool Metin2, hard classic PvP sunucusu acik! Kayit Ol PlayZoxera — Premium Survival Minecraft! Battle Pass, gunluk gorevler, mobil destek. Sunucuya Git

MMO_Haberci

Yeni Uye
David Lynch sinemasının geldik en uç, en filtresiz ve zihni kelimenin tam anlamıyla çöp öğütücüsüne atılan finale: Inland Empire (2006).
Bu film için “çözülmesi gereken bir bulmaca” veya “anlaşılması zor bir kurgu” demek bile hafif kalır. Lynch burada hikaye anlatmayı tamamen bırakıp doğrudan insan zihninin, kıskançlığın ve kimlik yitiminin yarattığı karanlık dehlizlerde kamerayı eline alıp dolanmış.
Gelin, okuyucuyu süslü kelimelerle boğmadan, filmin doğrudan ruhumuzda yarattığı tekinsiz gerilimi kendi süzgecimden aktarayım.

1. Rolün Kimliği Yutması: Nikki mi, Sue mu?​


Filmin merkezinde Nikki Grace (Laura Dern) adında bir oyuncu var. Yeni rolü High in Blue Tomorrows için kamera karşısına geçtiği an, eski Polonya lanetinin hikayesi hayatına sızmaya başlıyor. Ama buradaki mevzu basit bir “oyuncunun rolden çıkamaması” değil.
Nikki, Sue karakterinin aldatılma, kıskançlık ve şiddet dolu dünyasına girdikçe kendi gerçekliğini kaybediyor. Laura Dern’ün dijital kameranın merceğine kadar giren, şekli bozulan, çığlık çığlığa kalan yüzü aslında tek bir şeyi bağırıyor: Bir kadının kendi içindeki bastırılmış korkularla ve suçlulukla yüzleşmemek için başka bir kadının trajedisine sığınması. Kim kimin rüyasını görüyor, kim kimin hayatını yaşıyor çizgi tamamen siliniyor.

2. Dijital Yavanlık​


Lynch’in bu filmde cilalı, yüksek bütçeli 35mm kameraları bırakıp ucuz bir el kamerasıyla (Sony PD150) yola çıkması filmin kaderini belirlemiş. O grenli, ışığı patlayan, pürüzlü ve “amatör” duran görsellik filmi bir sinema yapıtı olmaktan çıkarıp, sanki birinin gizlice kaydettiği bir Snuff videosunu ya da doğrudan kendi kabusumuzu izliyoruz hissi yaratıyor. karanlık koridorlar, aniden beliren klostrofobik yakın planlar ve arkada çalan rahatsız edici dip sesler filmin her saniyesinde kaslarımızı kilitliyor. Hollywood’un parlak illüzyonu bu filmde yerini kapkaranlık bir gerçekliğe bırakıyor.

3. Tavşanlar, Araf ve O Odadaki Kadın​


Filmin arasına giren yapay kahkaha sesli insan-tavşanlar ve bir odada oturup sürekli televizyondan bu acıyı izleyerek ağlayan o kadın figürü… Bütün bunlar Nikki’nin (ya da o zihinde sıkışmış ruhun) Araf’ı.
Televizyon izleyen kadın, suçluluk ve pişmanlık yüzünden kendi zihinsel hapishanesine kilitlenmiş bir ruh. Filmin sonuna doğru Nikki’nin odaya girip ağlayan kadını öpmesi ve onu serbest bırakması, aslında kendi vicdan azabıyla helalleştiği ve sonsuz kabustan uyandığı an.

Son Söz​


Inland Empire, izleyene bir konfor alanı sunmuyor. Sizi koltuğa çivileyen, “Ne izliyorum ben?” dedirten ama bittiğinde de günlerce zihninizin içinde tekinsiz fısıltıları gezdiren 3 saatlik bir trans hali. Lynch, uzun metraj sinema yolculuğuna noktayı koyarken bize bir film değil, doğrudan bilinçaltının katıksız bir röntgenini miras bırakıyor David Lynch.

Inland Empire İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.

Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
 
300x250 Reklam Alani iletisim@mmoturkey.com
Geri
En Üst