En Agresif Porsuk Bir Kez Daha Sahnede – Marvel’s Wolverine İncelemesi

EmpireRise2 — 1-99 Oldschool Metin2, hard classic PvP sunucusu acik! Kayit Ol PlayZoxera — Premium Survival Minecraft! Battle Pass, gunluk gorevler, mobil destek. Sunucuya Git

MMO_Haberci

Yeni Uye
Marvel’ın en sevilen süper kahramanlarından olan, dik başlılığı ve agresifliği ile hayvanlar dünyasında nam salan porsuktan ismini alan Logan’ın X-Men öncesi kişisel bir yolculuğuna çıkaran Wolverine‘de pençeler sahnede.

Insomniac geçmişteki işlerinden dolayı aşırı sevdiğim bir ekip. Spyro ve sonrasında gelen müthiş seri Ratchet & Clank ile aksiyon ve platform türlerinde ne kadar usta olduğunu gösteren ekip, Sony bünyesinde Spider-Man projesini aldığında hiç endişe etmemiştim. Utandırmadılar da; son yılların en iyi süper kahraman oyununa ve Örümcek’in oyun dünyasındaki en iyi sunumuna hayat verdiler. Araya gene leziz mi leziz mi bir Ratchet & Clank sıkıştırsalar da tüm dünyanın sevdiği IP üzerlerine yapıştı ve Örümcek Adam serisine iki oyun daha eklediler. Yavaş yavaş kusursuzdan ortalamaya doğru inişleri de burada başladı. Özellikle serinin ikinci oyunu tüm o yakışıklılığa rağmen bir şeylerin eksik olduğunu hissettiriyordu. Olur bunlar, herkes arada bir vites düşürüyor diye düşündüğümüz anda da gene Marvel evreninden Wolverine projesi duyuruldu. İlk başta heyecan gene tavan yaptı ancak geçen sürede yapılan sızıntılar işlerin çok da yolunda olmadığını veya firmanın projeyi sürdürmesine taşlar koyacağını açık etti.

Start Tuşu… Endişe…​


Düşe kalka raf yüzü (raf mı kaldı ayol?) gören Marvel’s Wolverine’nin Başlat tuşuna endişeyle bastım. Endişeliydim çünkü sızıntılarda gördüklerimiz hayal ettiklerimizle pek örtüşmüyordu ve soru işaretleri bırakmıştı. Endişeliydim çünkü erken incelemelerde oyunun ölümüne gömüldüğünü gördüm. Artık soru işaretleri dağıtma gücünü elime aldığım için tuşa bastım ve Logan’ın macerası başladı.



Marvel’s Wolverine, Logan’ın tüm vahşiliğiyle, insanlıktan çıkmış halde doğadayken Essex tarafından bulunmasıyla başlıyor. Marvel evreninde bilinen adıyla Mr. Sinister olan Essex, dünyada mutantların çoğalacağına ve insanlarla eşit haklara sahip olacağına dair öngörüleri olan bir bilim adamı ve X-Men benzeri bir yapı olan Team-X’e hayat vermiş durumda. Henüz insan bedenlerinde ortaya çıkmamış saklı mutant genlerini uyandıracak olan antik bir teknolojinin peşinde. Bu teknoloji ise mutantları dünyadan silme hedefiyle hareket eden Trask’ın elinde. Öykümüz bu şekilde start alıyor ve sonrasında Logan’ın öyküsünde önemli yer tutan Japonya, Madripoor, Kanada ve Telambang gibi dünyanın farklı noktalarını ziyaret ediyor. X-Men’lerin olmadığı alternatif bir dünya burası ama tanıdık yüzler de hikayeye giriş yapıyor. Sabretooth, Jean Grey ve Mystique gibi isimler bu yolculukta Wolverine’in yanında. Oyunun hikayesi özellikle ikinci yarıda tempo kaybediyor, finale olan merakınız biraz azalıyor, benden söylemesi. ”Boşver hikayeyi, bana pençeleri ver!” diyen aksiyon bağımlıları için bu çok da kötü tınlamayabilir elbette ama daha dinamik ve oyuncuyu diken üstünde tutan bir hikaye beklerdim.

Diğer yandan; özellikle yan karakterlerin öyküye yedirilişi çok başarılı. Grey öyküye çok güzel bir giriş yapıyor ve Logan ile arasındaki çekim iyi yazılmış ara videolarla oyuncuya aktarılıyor. Bu dinamik sayesinde Logan’ın da geçmiş travmalarını öğreniyor, dışarıdan sorunlu gözüken bu adamın iç yolculuğunun ne kadar zorlu olduğunu anlıyoruz. Sabretooth bile tertemiz yazılmış, Logan ile arasındaki bağın köklerine ufak ufak inerek ikili arasındaki inişli çıkışlı dinamiğin iki yönünü de tartma şansımız oluyor. Hikayede tamamen yancı olan, rolü 10 dakikayı geçmeyen karakterler bile oyuncuya geçecek şekilde yazılmış. Insomniac’ın öykü anlatıcılığı ve yakaladığı tempo her zamanki gibi çok başarılı, keşke bunu destekleyecek kadar iyi bir hikaye yazılsaymış. Alınan şu riski de takdir etmeden geçemeyeceğim. X-Men çizgi romanlarına veya karakterin özdeşleştiği Hugh Jackman filmlerine sırtını yaslayarak kolaycılığı tercih etmemiş Insomniac ve Logan’ın köklerine inen, onun en ”rafine” halini bize anlatmaya çalışmış. Bu alındığı için alkışı hak eden bir risk ancak yüzde yüz başarıyla ele alınamadığı için alkışı kısa tutuyorum.

Söz konusu Wolverine olunca oyunun büyük bölümünün aksiyona ayrılacağı kesin, öyle de oluyor. Avuç terleten, parmak kasan bir aksiyon söz konusu. Oyunun ilk 1-2 saatinde genel dinamiklere alışamadım ve gelen tüm eleştirilerin haklı olduğunu düşündüm, yalan yok. Savunma (Parry) oyunda ciddi bir öneme sahip ancak Spider-Man oyunlarında olduğu gibi savunma hareketinin zaman aralığı çok geniş değil. Düşman darbesinin başlamasını görmeden blok tuşuna basarsanız dayağı yiyorsunuz. Ciddi şekilde refleks aşığı Wolverine, tüm o karambolde en doğru anda blok yapmanızı istiyor. İlk başlarda oyundan soğutacak derecede zor gelebilir, sakın pes etmeyin. İki saatin ardından konuya alıştım ve çatışmalarda söz bana geçti. O zaman lotus çiçeği gibi açılmaya başladı Marvel’s Wolverine ve aksiyon anlam kazandı.

Gelen eleştirilerde şunu gördüm; oyun sırtını tamamen yakın dövüşe yaslıyor denmiş. Buradaki beklenti tam olarak nedir, Wolverine’in roket atmasını, yere düşen AK47’yi alıp mekanı kurşun manyağı yapmasını mı bekliyor insanoğlu? Kahramanımızın olayı bu zaten; salt bir öfke ile pençelerini çıkarmak ve önüne geleni kuşbaşı yapmak. Temelde oyun da bunu layığıyla yerine getiriyor, pençelerimizi bir televizyon ekranına geçirmediğimiz kalıyor.

Her Dünya Açık mı Olmalı?…​


Insomniac, Marvel’s Wolverine’in açık dünyaya sahip olacağını duyurmadı, değil mi? Yoksa ben mi kaçırdım? Firma en başından beri çizgisel bir oyun yapacağını müjdelemişti. Wolverine çıktığında ise bu bilgiye sahip değilmişiz gibi önüne gelen oyunu gömmüş. Insomniac’ın çizgisel oyun yapma hakkı yokmuş gibi hissettim, sanki oyunu başka bir firma geliştirse böyle eleştiriler almayacaktı. Firma daha hikaye ve anlatı odaklı, Logan’ın iç dünyasını bize anlatabileceği bir yol seçmiş, o kadar. Spider-Man serisi ile karşılaştırma yapmak hem mantıksız, hem de alabildiğine saçma. Bu oyunu kendi özelinde ele alıp eleştirmemiz gerekiyor, bambaşka bir oyun, IP veya firmanın önceden yaptıklarıyla değil.



Evet, Marvel’s Wolverine sonuna kadar çizgisel bir oyun. Uncharted gibi klasiklerin, bu sene çıkan Resonance gibi oyunların izinde kendisi. Bölüm bölüm ilerleyip düşman biçtiğimiz, bölümler için de esnekliği az tutan bir oyun bu. Düşmanlara nasıl ve nereden saldıracağınız, Wolverine bile olsanız ilk başta gizlenerek iki üç düşman temizleme isteğiniz konusunda size az biraz özgürlük tanıyor. Bu noktada en büyük eleştirim şu olur; God of War: Ragnarok benzeri yarı açık bölümler ekleyerek durumu lehine çevirebilirmiş Insomniac. Bunu hiç yapmamış veya sonradan vazgeçmiş gibi. Neden vaz geçmiş gibi diyorum? Oyunda 3-4 defa denk geldim, girilemez gözüken, görünmeyen duvarlarla korunan bölgelere inat edip, atlayıp sıçrayarak girdim ve oyun beni alanıma geri atmadı. O yasaklı alanda dolandım durdum. Sanki bu oyun yarı açık dünya tasarlanmış ama bir sebepten dolayı vazgeçmişler. En azından ben böyle hissettim.

Wolverine’in aksiyon yetenekleri pençeleriyle sınırlı. Kare tuşu ile standart saldırımızı yapıyor, L1 ise hayati önem taşıyan Blok hareketini hayata geçiriyor. Şunu not düşeyim; oyun son dönemde örneklerini sıklıkla gördüğümüz ”Önce sakince bekle ve blokla, sonra saldır paşam” talebiyle gelmiyor. Blok hayati olabilir ama önceliğiniz saldırı beklemeden seri bir şekilde saldırmak. Kalabalık düşman gruplarını hızlıca alt etmek de bu agresifliğe bağlı. Öyle 20 düşman arasında durup ”Biri saldırsa da bloklasam” diyerek ponçik ponçik takılırsanız oyundan gram keyif almazsınız. Seri olmalısınız, hızlıca saldırırken düşman atağı gördüğünüz anda blok tuşuna basmalı, sonra kaldığınız yerden kesme biçme işlerine devam etmelisiniz. Buradaki ufak sıkıntı şu; iki üç paragraf sonra değineceğim yetenek ağacı aksiyona yeterince tazelik ve saldırı çeşitliliği kazandırmıyor. Aksiyon finale kadar gayet keyifli ancak kendi tekrar ediyor ve zaman zaman sıkabiliyor.

Aksiyonda Spider-Man’i anımsatan 1-2 dinamik mevcut ve çatışmalara renk getirdiği kesin bilgi, yayalım. En sevdiğim ve sıklıkla kullandığım Üçgen tuşu olayı. Uzaktaki düşmanlara belli bir mesafeden sonra uçarak ulaşmanızı sağlıyor Üçgen. Size ok atan, ateş açan düşmanları bir anda hayal edemeyecekleri kadar hızlı ölümle tanıştırıyorsunuz. Bu tuş sadece uzaklara erişme gücü de sağlamıyor. Düşmanları pataklarken sersemletebiliyorsunuz. Özellikle düşmanı tekme ile bir nesneye veya başka bir düşmana çarptığınızda sersemliyor. Kafasında halkalar dönen kurbanınıza Üçgen ile saldırdığınızda hem ölümcül bir darbe vuruyorsunuz, hem de sağlık kazanıyorsunuz. Sağlık kazanmanın en hızlı ve keyifli yolu da bu zaten.

Sen Adamantium Olmazsın!…​


Hızlıca şu adam nasıl ölür sorusunu da yanıtlayalım mı? Evet, Adamantium sayesinde ölümsüzlüğe yakın biri Logan ama öyle bir oyunun da zevk vermeyeceği aşikar. Tanrı Modu açık bir oyunun tatminsizlik yaratacağı gerçeğini gören Insomniac, Rage sistemini oyuna dahil etmiş. Sağlık barının hemen altında üç kademeli bir şekilde Rage barı var. Siz düşmanları temiz temiz kestikçe bu bar usulca doluyor. Sağlığınız sıfırladığında ise bu barın en azından bir kademesinin tamamen dolu olması gerekiyor ki hayata dönün. Bar dolu, siz de ölüm eşiğindesiniz. Kare tuşuna hızlıca basınca Rage sıfırlanıyor ama Wolverine tüm öfkesiyle, bağıra çağıra geri dönüyor. Bu barın üçüncü kademesine ulaştığınızda ise Wolverine tam bir hayvana dönüşüyor ve bar boşalmadan düşmanları seri pataklarsanız L2+R2 ile sinematik cinayetler gerçekleştiriyorsunuz. Burada seri olmak ve dayak yememek önemli. Dikkatli oynarsanız Öfke modundayken 15-20 düşmanı alaşağı edip zorlayıcı çatışmaları bir anda kolayca bitirebilirsiniz. Üstelik bu moddayken sağlık doldurmak da daha kolay.



Bu tarz aksiyon oyunlarında ve Insomniac yapımlarından alıştığımız üzere gelişim ağacı çok önemli bir yer tutuyor. Haliyle burada da kral bir ağaç beklemek hakkımız. Burada iki farklı gelişim sistemi yer alıyor. Teknikler adlı ilk sistemde toplam 36 adet aktif yetenek yer alıyor. Aksiyon tuşlarına atayabileceğiniz dört özel saldırı seçebiliyor, bunları da L2 yardımıyla (L2+Kare gibi) kullanıyorsunuz. Çatışmalarda sıkıştığınızda hayat kurtarıcı olabiliyor ancak bu saldırılar sizin ana saldırı yeteneklerinize kalıcı bir katkısı yok. Sadece bu ağaçta yer alan bazı ekstra yetenekler zıplayıp vurma veya sersemlemiş düşmanı tutup fırlatma gibi eklemeler yapıyor ancak yoğun çatışmalarda çoğunu kullanmıyorsunuz bile.

Adaptations isimli ikinci sistem daha faydalı bana sorarsanız. Burada pasif yetenekler yer alıyor. Kusursuz blok yaparak sağlık kazanma, gizlenen kasa veya viskilerin (evet, Logan viski kovalıyor) yerini daha uzaktan fark etme veya gizli öldürmelerin Rage barını hızlıca doldurması gibi yetenekler mevcut. Bu başlıkta yetenek aktif edebilmek için DNA bağı toplamanız gerekli. ”O da ne demek kuzum?” demekte haklısınız. O konuya da şu an, hemen burada açıklık getiriyor ve tüm Türkiye’yi rahatlatıyorum.

Wolverine ile ilerlerken yerde beliren ve gitmeniz gereken yönün tersine giden bitkiler göreceksiniz. Takip ediniz efendim, bu bitkiler sizi orada olmaması gereken gizemli bir kapıya götürecek. Nightmare Cabin isimli bu kapıların ardında rekabetçi görevler yer alıyor. Şu kadar saniyede tüm düşmanları temizle, süre bitmeden bitiş çizgisine var gibi taleplerden oluşan bu görevleri başarıyla tamamladıkça DNA bağı kazanıyor ve Adaptations’da afiyetle harcıyorsunuz. Bu kabinler gene Spider-Man 2’den ödünç alınma aslında, oradaki Mysterio mini görevlerini hatırlarsınız. Onun bir benzerine imza atmış Insomniac ve çoğu elinizi fena halde terletecek.

Insomniac sevdiği kostüm işlerine burada da önem veriyor. Hem Wolverine’in çizgi evrenine ait kült kostümlerine, hem de oyun için yaratılmış yeni dizaynlara Gear başlığından ulaşabilirsiniz. Burada ilginç ve bana göre özensiz bir dizayn tercihi var. Spider-Man’de her kostümün kendine has ekstra gücü ve özelliği olur, aksiyonda da bunu bir güzel hissederdik. Burada fena halde geçiştirilmiş bir sistem mevcut. Kostüm açmak için oyuna serpiştirilmiş kasaları bulup puan biriktirmelisiniz. Yeterli puanınız oldukça kostüm açıyorsunuz ancak bunların tek faydası sizin sağlık barınızı geliştirmesi, o kadar. Üstlendikleri görev önemli ve faydalı olabilir ama kostüme özel bir yetenek arıyorsanız sizi başka oyuna alalım. Wolverine’de kostümler tek bir ana hedef dışında kozmetikten ibaretler.



Herkesin makarası olan motor sürme ve mavi koku izi… Şuna bir değinelim. Koku tarafına net katılırım; +18 bir oyunda bizi biraz aptal yerine koyan bu özelliğe hiç gerek yokmuş. Zaten ölümüne çizgisel oyun, bir şekilde yolumuzu buluyoruz. Bunun için takip edilecek bir ize ihtiyacımız yok. Aynı şekilde zaman zaman tırmanılabilir yerleri de beyazlarla bir güzel işaretlemiş Insomniac, oyuncuyu iyice tembelleştirmeyi tercih etmiş. Motor sekanslarında da durum keskin bıçak. Evet, DualSense’i bir kenara bırakırsanız motor çarpa çurpa yoluna giriyor. Şunu söylemiyor kimse; motor sürekli çarparsa havaya uçuyorsunuz. Özellikle ikinci motor sekansında da olay motoru sürmek değil, düşman sürücülerle kapışmak. Katılıyorum, çok daha iyi dizayn edilebilirmiş bu sahneler (bkz: Uncharted 4 araba sahnesi). Ancak eleştirildiği kadar kötü bir durum da yok.

Hugh Baba, Sana Rakip Geldi…​


Insomniac grafik işini iyi biliyor. Muhteşem görseller, harika sinematikler ve müthiş oyunculuklar, Marvel’s Wolverine’e değer katıyor. Ekrandan gözünüzü alamıyorsunuz. En sıkı çatışmalarda bile bir an olsun yavaşlamıyor, tökezlemiyor oyun ve sorunsuz bir tecrübe sunuyor. Daha önce bahsettiğim gibi harita dışı yerlere girebilmek ve zaman zaman Wolverine’in görünmez engellere takılması gibi ufak sorunlar var ama bir yamayla halledilecek işler bana sorarsanız. Unutmadan; oyun iki defa konsolumu tamamen kilitledi ve kabloyu çekerek baştan başlamak zorunda kaldım. PS5 Pro’mun başına bir şey gelirse Insomniac Genel Merkezi’ne gidip yazar kasa fırlatırım, ona göre.

Aktörler harika performanslarla oyuna değer katmışlar. Spartacus ve The Flash gibi dizilerden hatırlayacağınız Liam McIntyre, Wolverine karakterini oynamamış, adeta yaşamış. Elimizde Hugh Jackman gerçeği olabilir ama olası bir gelecek projede karaktere rahatlıkla hayat verebilir kendisi. Logan’ın basit bir hayvandan ibaret olmadığını mimik ve beden diliyle inanılmaz bir şekilde gösteriyor. Yan rollerde de durum aynı; Sabretooth’tan Lady Deathstrike’tan Leech’e kadar herkes müthiş canlandırılmış. Son sözüm de sana Callisto! Debra Wilson ablamız, seni her oyunda görüyoruz son yıllarda ve karakterlere kattığın derinlik için sana teşekkürü borç biliyorum (yükselme seviyemi kesin).

Marvel’s Wolverine’ın ses işçiliği de harika. Düşman kesip biçerken iç gıcıklayıcı sesler, yüksekten sert iniş yapan Logan’ın çıkardığı tok efekt oyunu eksiksiz tamamlıyor. Müzikler de yerine göre epik bir hal alıyor ama sürekli yükseklerde gezinme derdinde değil, ne yapması gerektiğini biliyor. Öyküde drama tonu yükseldiğinde müzik de düşük ama harika melodilerle oyuna eşlik ediyor.

Marvel’s Wolverine eli yüzü düzgün, aksiyona doyuran ancak kusurları olan ve net bir şekilde Insomniac CV’sinin en zayıf işlerinden. Bunu oynanmaz bu oyun olarak algılamayın. Firmanın yarattığı yüksek beklentiden sıyrılarak, acımasız eleştirileri görmezden gelerek bakıldığında 15-16 saat boyunca sizi oyalayan, aksiyona doyuran ortalama ve belki de ortalamanın biraz üstü bir oyun. Şu an talep edilen fiyat etiketinin karşılığı mıdır, o sorunun cevabı biraz da sizin cüzdanın cimriliğine bağlı. Yapım sürecinde yaşanan sıkıntıların sonuçları ortada ancak sosyal medyada dönen saçma eleştirilere de kulak asmamanızı öneririm. Sony’nin fiziksel diskleri öldürme kararı ile bir linç dalgasına da kurban gitti Wolverine, takılmadan değerlendirmekte fayda var. Özellikle 90’lar – erken dönem 2000’ler aksiyon oyunlarından, daha geleneksel işlerden keyif alanlar Marvel’s Wolverine’i de seveceklerdir.

En Agresif Porsuk Bir Kez Daha Sahnede – Marvel’s Wolverine İncelemesi ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.

Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.
 
300x250 Reklam Alani iletisim@mmoturkey.com
Geri
En Üst