MMO_Haberci
Yeni Uye
Sinema tarihinin en büyük yönetmenlerinden biri olan kimilerinin sinemanın dahi çocuğu denen Steven Spielberg’ün kariyerine nasıl başladığını hiç merak ettiniz mi? Cevap milyonlarca dolarlık dev bütçeli yapımlar değil; California’nın kavurucu çöllerinde geçen, neredeyse tek bir kamyon ve bir arabanın düellosundan ibaret olan Duel. 1970’lerin başında bir televizyon filmi olarak çekilen, başarısı sayesinde sinemalara taşınan bu film, aradan geçen onca yıla rağmen gerilim türünün en saf örneklerinden biri olmaya devam ediyor.

Hikaye son derece basit: İşine yetişmeye çalışan sıradan bir adam olan David Mann, otoyolda eski, paslı ve devasa bir Peterbilt kamyonu solluyor. Görünüşe göre bu masum sollama, kamyon şoförünün gizli ve mantıksız kinini tetiklemek için yeterli oluyor.
David Mann, geleneksel anlamda “aksiyon kahramanı” falan değil. Tam aksine modern şehir hayatının ezdiği, biraz kırılgan, kendi halinde ve hatta “hanımcı” diyebileceğimiz sıradan bir banliyö erkeği. Filmi güçlü kılan da tam olarak bu; ekran karşısında süper güçleri olan bir ajanı veya korkusuz bir kovboyu izlemiyoruz. Trafikte gördüğümüz hepimizin her gün karşılaşabileceği sıradan bir adamın, sebepsiz yere hayatının en büyük kabusuyla yüzleşmesini izliyoruz.
Filmdeki en büyük deha hamlelerinden biri, kamyon şoförünün yüzünü asla görmememiz. Adamın kim olduğu, neden böyle bir şey yaptığı ya da neyi amaçladığı tamamen karanlıkta kalıyor. Kamyonun kendisi cansız bir metal yığını olmaktan çıkıp, siyah dumanlar püskürten, egzozundan homurdanan mitolojik ve durdurulamaz bir canavara dönüşüyor.
Spielberg, ellerindeki imkanların kısıtlı olmasına rağmen görsel dili öyle bir kullanıyor ki neredeyse hiç diyalog olmamasına rağmen tempo bir saniye bile düşmüyor. Motor sesleri, fren gıcırtıları, çölün boğucu ve klostrofobik atmosferi izleyiciyi de David’in o direksiyon başındaki çaresizliğine ortak ediyor.

Her filmin altından derin felsefi anlamlar veya ağır metaforlar aramak zorunda değiliz. Duel, sinemanın en temel diliyle (kurgu, kamera açıları ve ses tasarımı) tansiyonun nasıl zirvede tutulacağının dersini veren, soluk soluğa izlenen kusursuz bir “çerezlik” gerilim.
Eğer akşam ne izlesem diye düşünüyor ve kafanızı yormadan sizi ekran başına çivileyecek zamansız bir klasiğe açlıksanız, direksiyona geçme vakti!
Duel (1971): Steven Spielberg’ün Direksiyonunda Saf Gerilim ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.

Modern Dünyanın Sıradan Bir Adam: David Mann
Hikaye son derece basit: İşine yetişmeye çalışan sıradan bir adam olan David Mann, otoyolda eski, paslı ve devasa bir Peterbilt kamyonu solluyor. Görünüşe göre bu masum sollama, kamyon şoförünün gizli ve mantıksız kinini tetiklemek için yeterli oluyor.
David Mann, geleneksel anlamda “aksiyon kahramanı” falan değil. Tam aksine modern şehir hayatının ezdiği, biraz kırılgan, kendi halinde ve hatta “hanımcı” diyebileceğimiz sıradan bir banliyö erkeği. Filmi güçlü kılan da tam olarak bu; ekran karşısında süper güçleri olan bir ajanı veya korkusuz bir kovboyu izlemiyoruz. Trafikte gördüğümüz hepimizin her gün karşılaşabileceği sıradan bir adamın, sebepsiz yere hayatının en büyük kabusuyla yüzleşmesini izliyoruz.
Görünmez Düşman ve Saf Sinema
Filmdeki en büyük deha hamlelerinden biri, kamyon şoförünün yüzünü asla görmememiz. Adamın kim olduğu, neden böyle bir şey yaptığı ya da neyi amaçladığı tamamen karanlıkta kalıyor. Kamyonun kendisi cansız bir metal yığını olmaktan çıkıp, siyah dumanlar püskürten, egzozundan homurdanan mitolojik ve durdurulamaz bir canavara dönüşüyor.
Spielberg, ellerindeki imkanların kısıtlı olmasına rağmen görsel dili öyle bir kullanıyor ki neredeyse hiç diyalog olmamasına rağmen tempo bir saniye bile düşmüyor. Motor sesleri, fren gıcırtıları, çölün boğucu ve klostrofobik atmosferi izleyiciyi de David’in o direksiyon başındaki çaresizliğine ortak ediyor.

Son Söz: Kusursuz Bir “Çerezlik” Film
Her filmin altından derin felsefi anlamlar veya ağır metaforlar aramak zorunda değiliz. Duel, sinemanın en temel diliyle (kurgu, kamera açıları ve ses tasarımı) tansiyonun nasıl zirvede tutulacağının dersini veren, soluk soluğa izlenen kusursuz bir “çerezlik” gerilim.
Eğer akşam ne izlesem diye düşünüyor ve kafanızı yormadan sizi ekran başına çivileyecek zamansız bir klasiğe açlıksanız, direksiyona geçme vakti!
Duel (1971): Steven Spielberg’ün Direksiyonunda Saf Gerilim ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.