MMO_Haberci
Yeni Uye
Wes Anderson filmlerine bakınca çoğunlukla renklerin tatlılığına veya maket gibi duran düzenli dünyalara takılıp geçiyoruz. Ama Asteroid City bana kalırsa bu görsel takıntının ötesine geçmiş. Yönetmen kusursuz simetriyi ve pastel paleti en üst düzeye çekmiş

Film tek bir çizgide akmıyor, üç farklı katmana bölünüyor:
Anderson bu geçişleri keskin kesmelerle yapıyor. Bize izlediğimiz şeyin bir kurgu olduğunu sık sık hatırlatma peşinde. Stüdyonun sıkışık siyah-beyaz havası ile çölün geniş renkliliği arasındaki zıtlık, filmin en çok öne çıkan teknik tercihlerinden biri.

Kameranın 90 derecelik dikey dönme hareketleri (whip-pan) ve karakterleri tam merkeze oturtma takıntısı (center framing) bu filmde de tam gaz devam ediyor. Kasaba; bir benzinlik, bir motel ve kraterden ibaret bir satranç tahtası gibi kurgulanmış.
Uzaylının gelişiyle ordunun kasabayı karantinaya alması, Anderson’ın geometrik düzenini bir bakıma askeri bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor. Tel örgüler ve cihazlar, dahi çocukları da yetişkinleri de o simetrik kadrajların içine hapsediyor.
Filmin fonunda 1950’ler Amerika’sının atom bombası korkusu ve uzay yarışı var. Arka planda aniden patlayan atom mantarlarının gündelik bir olay gibi karşılanması, dönemin absürt atmosferini iyi yansıtıyor.
Askeri bürokrasi uzaylının gelişini doğrudan bir tehdit olarak görüp karantina başlatıyor. Ama rejinin bunları sunuş şekli oldukça hafif; güçlü görünen adamlar kadrajın içinde neredeyse komik birer figüre dönüşüyor.

Bütün bu kurgunun ortasında eşini kaybetmiş fotoğrafçı Augie’nin (Jason Schwartzman) yası duruyor. Augie karısının küllerini saklama kabında taşıyacak kadar ne yapacağını bilemez halde.
Bence filmin kilit noktası, oyuncunun rolden çıkıp yönetmene gittiği sahne. “Hâlâ oyunu anlamıyorum” dediğinde yönetmenin verdiği “Önemli değil, oynamaya devam et” yanıtı her şeyi özetliyor. Mükemmel renkler ve milimetrik kadrajlar, aslında hayatın anlamlandırılamayan acıları karşısında kurulan kırılgan birer savunma mekanizması gibi.
Asteroid City görsel olarak yine çok katı bir Anderson filmi. Ama kamerayı 90 derece döndürürken ya da renkleri çöl sarısına boğarken sadece göze hitap etmiyor; düzenli kadrajların arkasına gizlenmiş yalnızlığı ve belirsizlik hissini de izleyiciye geçiriyor.
Asteroid City (Asteroid Şehri) İncelemesi: Tiyatro İçinde Tiyatro, Tiyatro İçinde Fallout ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.

1. Üçlü Katman ve Format Değişimleri
Film tek bir çizgide akmıyor, üç farklı katmana bölünüyor:
- Siyah-Beyaz ve 4:3 Format: 1950’lerin televizyon tiyatrosu stüdyosu. Burası hikâyenin yazılma sürecini, senaristi ve kurgunun mutfağını gördüğümüz yer.
- Renkli ve Geniş Ekran: Yazılan oyundaki Asteroid City kasabası. 1955 yılının çöl ortasındaki aşırı doygun sarı ve turkuaz dünyası.
- Kulis: Oyuncuların rolden çıkıp hayatı ve metni sorguladığı ara bölge.
Anderson bu geçişleri keskin kesmelerle yapıyor. Bize izlediğimiz şeyin bir kurgu olduğunu sık sık hatırlatma peşinde. Stüdyonun sıkışık siyah-beyaz havası ile çölün geniş renkliliği arasındaki zıtlık, filmin en çok öne çıkan teknik tercihlerinden biri.

2. Izgara Mimarisi ve Geometrik Karantina
Kameranın 90 derecelik dikey dönme hareketleri (whip-pan) ve karakterleri tam merkeze oturtma takıntısı (center framing) bu filmde de tam gaz devam ediyor. Kasaba; bir benzinlik, bir motel ve kraterden ibaret bir satranç tahtası gibi kurgulanmış.
Uzaylının gelişiyle ordunun kasabayı karantinaya alması, Anderson’ın geometrik düzenini bir bakıma askeri bir kontrol mekanizmasına dönüştürüyor. Tel örgüler ve cihazlar, dahi çocukları da yetişkinleri de o simetrik kadrajların içine hapsediyor.
3. Soğuk Savaş Absürdü ve Askeri Hava
Filmin fonunda 1950’ler Amerika’sının atom bombası korkusu ve uzay yarışı var. Arka planda aniden patlayan atom mantarlarının gündelik bir olay gibi karşılanması, dönemin absürt atmosferini iyi yansıtıyor.
Askeri bürokrasi uzaylının gelişini doğrudan bir tehdit olarak görüp karantina başlatıyor. Ama rejinin bunları sunuş şekli oldukça hafif; güçlü görünen adamlar kadrajın içinde neredeyse komik birer figüre dönüşüyor.

4. Yas ve Anlamsızlık
Bütün bu kurgunun ortasında eşini kaybetmiş fotoğrafçı Augie’nin (Jason Schwartzman) yası duruyor. Augie karısının küllerini saklama kabında taşıyacak kadar ne yapacağını bilemez halde.
Bence filmin kilit noktası, oyuncunun rolden çıkıp yönetmene gittiği sahne. “Hâlâ oyunu anlamıyorum” dediğinde yönetmenin verdiği “Önemli değil, oynamaya devam et” yanıtı her şeyi özetliyor. Mükemmel renkler ve milimetrik kadrajlar, aslında hayatın anlamlandırılamayan acıları karşısında kurulan kırılgan birer savunma mekanizması gibi.
Son Söz
Asteroid City görsel olarak yine çok katı bir Anderson filmi. Ama kamerayı 90 derece döndürürken ya da renkleri çöl sarısına boğarken sadece göze hitap etmiyor; düzenli kadrajların arkasına gizlenmiş yalnızlığı ve belirsizlik hissini de izleyiciye geçiriyor.
Asteroid City (Asteroid Şehri) İncelemesi: Tiyatro İçinde Tiyatro, Tiyatro İçinde Fallout ilk olarak FRPNET'te yayınlandı.
Bu haber buradaki kaynaktan otomatik olarak çekilmiştir.